Kriz sonrası dünya yeni bir para sisteminin inşaası sürecine girdi. İnşa süreci zor geçiyor. İşler o kadar karıştı ki, 2008’den bu yana döviz kuru (doğal olarak döviz kuru sistemi) üzerinde yapılan tartışmalar adeta bir savaş dönemini anımsatıyor. Sistemin büyük oyuncuları (ABD; Japonya, AB ve Çin) biri birine girmiş durumdalar. Çin ABD’yi, ABD Çin’i suçluyor, AB hem Çin’i, hem de ABD’yi suçluyor. Sistemin yedek oyuncuların başında yer alan Brezilya ise ayrı telden çalıyor. Oyun bu şekilde oynanmaya çalışılır iken, seyircilerin oyuna katkısı hiç yok, sesleri çıkmıyor/çıkaramıyorlar. Bu oyunda hakem rolündeki IMF ve Dünya Bankası ise yaklaşık dört yıldır süren oyunu açıkçası iyi yönetemedi.

Kriz Sürecinde Uluslararası Para Sisteminin Yapılanmasına Yönelik Tartışmalar

Bu süreç henüz tamamlanmadı; tartışmalar halen devam ediyor. Özellikle 2010 yılının sonuna doğru bu tartışmalara IMF ve Dünya Bankası pek alışıldık olmadığımız bir şekilde yüksek sesle ve kamuoyu önünde katıldılar. IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn 3 Ekim 2010’da verdiği demeçte Japonya’nın izlediği kur politikasını, bir döviz kuru savaşına benzeterek Japonya para arzını artırarak, Yen’in değerini düşürmeye yönelik izlediği politikaları, bir kolay para politikası silahı olarak gördüğünü söyledi. Yine aynı tarihte Financial Times gazetesi başyazarı Martin Wolf yaşananları döviz kuru savaşı olarak niteledi. Kahn ve Wolf’un bu sözcükleri kullanmalarının nedeni Japon Merkez Bankasının (BoJ) aldığı kararlar oldu. Bu kararlar sonucunda Japon devlet tahvilleri, hisse senetleri ve altın fiyatları yükseldi.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.