Sunum
Küresel kriz döneminde azalan ve neredeyse unutulmaya yüz tutan cari açık, ekonomideki göreli düzelme ile birlikte tekrar artmış ve bu konudaki tartışmalar da eski keskinliğiyle geri gelmiş durumda. Cari açıktaki bu artış, Türkiye’nin dış ticaretini takip edenler açısından şaşırtıcı bir gelişme değildir. Cari açık, Türkiye’de uzun yıllar uygulanmakta olan sermaye birikimi modelinin doğal bir sonucudur. Bu nedenle, cari açığın kriz öncesi nedenleriyle, krizden çıkarken yaşanan kısmi düzelme sürecindeki nedenleri arasında önemli bir fark yoktur. Cari açık, Türkiye’nin iç ve dış koşulları tarafından birlikte belirlenmektedir. Dolayısıyla cari açık, ne sadece iç dinamiklere, ne de sadece dış dinamiklere bakarak doğru olarak anlaşılabilir. Bu yazı, cari açığın Türkiye ekonomisi için ciddi bir sorun olduğunu ve çözümü için de şu an uygulanan sermaye birikimi modelinin değiştirilmesi gerektiğini savunacaktır.

Konunun uzmanı olmayanlar tarafından daha kolay anlaşılması için cari açığın kısaca açıklanması yararlı olacaktır. Cari açık, bir ülkenin dünya ile olan ekonomik ilişkilerinde, giderlerinin (ithalat, faiz ve kar transferleri gibi) gelirlerinden (ihracat, dış yardım ve işçi gelirleri gibi) yüksek olduğu anlamına gelir. Türkiye’de cari açığın temel belirleyicisi ticaret açığıdır. Bu nedenle tartışmalar genellikle ticaret açığı üzerine yoğunlaşmaktadır. Cari açık, ya daha önce biriktirilen kaynaklar (yani rezervler) kullanılarak, ya da yurt dışından kaynak ödünç alınarak finanse edilir. Rezervlerde herhangi bir değişiklik yoksa, ülkenin cari açığı yurt dışından gelen kaynaklarla karşılanır. Bu kaynakları doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları (popüler değimle spekülatif ya da sıcak para) ve dış borçlanma olarak üçe ayırmak mümkündür. Bir ülke dışarıdan ödünç alınan kaynakları kullanarak bir süre için gelirlerinin üzerinde bir harcama yapabilir. Ancak bu kaynaklar bir süre sonra geri ödenecektir. Bu durumda ülke, gelirlerinin altında harcama yaparak (cari fazla vererek) dışarıya gelir transferinde bulunacaktır.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.