1.
Üstadımız Prof. Korkut Boratav’ın önemle altını çizdiği gibi bir ülkelerdeki gelir dağılımını incelerken kullandığımız kavramsal çerçeve nerede durduğumuzun da temel
göstergelerinden biridir. Yerleşik iktisadın çözümleme aracı olan ve hanehalklarının gelir eşitsizliğini ölçmeye yarayan Lorenz Eğrisi ve Gini katsayıları gelir bölüşümü sorununu teknik bir mesele olarak algılamamıza neden olur. Öte yandan gelir dağılımı sınıfsal bir perspektiften ele alındığında sınıflararası gelir dağılımında olmazsa olmaz çatışmanın sosyal ve siyasi bir olgu olduğu gerçeğini önkabul olarak almış oluruz.

Türkiye’de her iki yöntem açısından da en önemli sorun, kapsamlı ve güvenilir veri kaynaklarının olmayışı veya yetersiz oluşudur. 1980’lerden sonra yerleşik iktisat yöntemiyle yapılan Gelir Dağılımı anket çalışmaları, eski adı Devlet İstatistik Ensitütüsü yeni adı Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) olan birim tarafından oldukça düzensiz ve belirli bir tutarlılık kaygısı taşınmadan yürütülmüştür. Buna yonelik çalışmalar 1987’den sonra 1994 yılında daha sonra da ancak 2002 yılında yapılmış; sonraki yıllarda yıllık olarak tekrarlanmıştır. Ancak bu anketlerin örneklem düzeyleri farklı olduğu gibi anket soruları da tutarlılıktan yoksundur. Nitekim WIID (Dünya Gelir Eşitsizliği Veritabanı) değerlendirmesine göre TUİK bilgileri “yetersiz” (inadequate) olarak nitelendirilebilir.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.