YERLİ OTOMOBİL ÜRETME FİKRİ devlet erkânının telkinleriyle (yeniden) gündeme geldi. Yeni bir Türk otomobili üretilsin mealindeki sözleri medyada izlerken güçlü bir deja vu hissi yaşadım. 1960 ihtilalinin ardından Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in talimatı ve takibiyle başlatılan Devrim marka Türk otomobili üretme projesini hatırladım önce. Ama sonra şimdiki tartışmanın, 1960’lardakinden çok farklı bir eksende yürüdüğünü kavradım. Farklı, çünkü doğru anladıysam, Türk otomobili üretme fikrinin bu seferki versiyonunda talimatın muhatabı, önceki projede görevlendirilen TCDD gibi devlet kuruluşları değil, özel sektör –ya da eski deyimiyle hür teşebbüs. Özetle, devlet hür teşebbüse, “siz bir Türk otomobili üretmeye teşebbüs etseniz çok iyi olur” diyor. Burada “Türk otomobili”nden kasıt da bir yabancı üretici ile ortaklık, lisans anlaşması vs. olmadan üretilen bir otomobil anlaşılan. Böyle bir aracı üretme işine hür teşebbüs kendi hür iradesi ile, kendiliğinden kalkışmıyor ama kalkışmasının iyi olacağı yönünde devletten gelen telkinler var. Biraz tuhaf. Tuhaf gerçekten çünkü görebildiğim kadarıyla özel sektöre söylenen, “yabancı lisansı –ve/veya ortaklığı– olmaksızın üretilecek bir Türk otomobil markası yaratmamız, sanayi politikamız, dünyadaki rekabet gücümüz vs. açısından şöyle bir stratejik öneme sahip; o yüzden de biz böyle bir girişime şu şu teşvikleri sağlayacağız” türü bir şey de değil. Daha çok “siz bir üretin hele de, bakarız” tarzı bir yaklaşım var anladığım kadarıyla devlet erkânında.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.