15 Temmuz Darbesi’nin birinci yılında medyayı izliyorum. Biraz hayret biraz kaygıyla… “Ülkemizin, içine düştüğü bunalımdan nasıl çıkarız?”, “Ne yapmalıyız?” soruları üzerinde görüş ve önerileri sorulan kimi kişiler söze, “Bu duruma nereden, nasıl geldik?” diye başlıyorlar. Açıklanmayan ortak gerekçeleri şöyle görünüyor: Nasıl düştüğümüzü bilirsek, nasıl çıkacağımızı söyleyebiliriz.

Tarihten ders alarak geçmişi anlayıp, geleceğe yönelik öngörülerde bulunmak, tarih yazanların  uyguladığı yaygın bir akıl yürütme yöntemidir.  Ne kadar geçmişten? Matbaanın keşfinden, Fransız Devrimi’nden, Tanzimat’tan, Meşrutiyet’ten, Cumhuriyet’ten ya da Demokrasi Hareketi’nden
mi, yoksa daha yakın bir geçmişten mi?

Kimisi, 27 Mayıs 1960’tan; kimisi, 12 Mart 1980’den alır. Kimileri de, AK Parti iktidarının 15 yıllık 3-Y politikasından ya da çok daha yakın bir geçmişten. Söz gelişi, MGK’nin 2004 Kararları’ndan, 2008 Ekonomik Bunalımından, 2010 anayasa değişikliği referandumundan, 2013 Gezi ya da 17-25 Aralık rüşvet–yolsuzluk operasyonu ve Darbeleri Araştırma Komisyonu Raporu ve Eki’nden, hatta Adalet yürüyüşünden başlamayı yeğliyor. Bilinen olaylara değinerek başladıkları sözün bir yerinde, kendilerini tutamayıp şöyle bir parantez açanlar oluyor: “Oysa öyle olmasaydı böyle olurdu; ya da şöyle  olsaydı böyle olmazdı!”

Devamını okumak için tıklayınız-BOZKURT GÜVENÇ