FARKIMIZ
Hem Gelişme Ekonomisi hem de Türkiye Ekonomisi derslerinde öğrencilerimden sıkça işittiğim sorudur, “Güney Kore gibi neden olamadık, olamıyoruz?”. Sorunun çok basit ve ikna edici bir cevabı yok ne yazık ki. En azından on-onbeş neden sıralamak zorunda kalırım her seferinde.

Bu yazıda tüm nedenleri sıralamak yerine birkaçı üzerinde durulacaktır. Bunlardan birisi sayın Cem Somel hocamızın bize anlattığı “rant idaresi” meselesidir. Güney Kore hükümetleri Samsung gibi chaebol (bizim holding gruplarının muadili) şirketlerine rant yaratırken (ithal ikamesi ve ihracat teşviği rejimlerinde) şirketlerin performans kriterlerini sarih bir biçimde belirler ve kuralları büyük bir ciddiyetle uygular. Bizde işler keyfidir. Yetmişler boyunca ithal ikamesi korumasının yanında döviz edinme ve kullanma rantının büyük bir bölümünü elde eden kimi gruplar ithalat gereksinimi için kullandığı dövizin ancak %10’unu ihracat yaparak sağlamış ancak hiçbir yaptırımla da karşılaşmamıştırlar.

Diğer bir neden Türkiye’de işgücüne katılım ve istihdam yaratma sorununun özellikle 1980 sonrası yapısal hale gelmesidir. Bu meseleyi de gündeme getiren sayın Erol Taymaz hocamızın 2000’lerin başında yazdığı bir makaledir. Basitçe hocamız der ki, aslında işçilerimiz Güney Kore’li işçilerden verimlilik hususunda pek de geride sayılmaz, bizim derdimiz Güney Kore ekonomisinin yarattığı istihdam oranını tutturamamaktır. Bizde de Güney Kore’de olduğu oranda işçi çalışabiliyor olsaydı, GSYH’mız Güney Kore’ninkine yakınsayabilirdi. Aşağıdaki bölümlerde bu gözlemi destekleyecek bazı veriler tartışılacaktır.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.