Son günlerde Türkiye ekonomisinin AKP hükümeti dönemindeki performansı çok tartışılmakta ve Maliye Bakanı Mehmet Şimsek ile girdiğimiz karşılıklı atışma sonrası da benim de içinde yer aldığım tartışma halen devam etmektedir.

Türkiye hükümeti GSYH’nın 2002-2012 yılları arasında üç katından fazla arttığını iddia etmeyi seviyor. Burada söz konusu olan cari fiyatlarla ölçülmüş Türkiye GSYH’sının dolar cinsinden değeridir ve bundan dolayı, reel büyümenin yanısıra hem dolar enflasyonunu hem de Türk lirasının reel olarak değerlenmesini de içerdiğinden yanıltıcı bir rakamdır. Düzgün hesaplandığında, 2002-2012 döneminde reel GSYH’nın (ya da sabit fiyatlarla GSYH) %64, kişi başına düşen reel GSYH’nın ise %43 arttığı görülür.

Bu, kötü bir büyüme performansı değildir. On yılda kişi başı GSYH’deki %43’lük bir artış, yıllık %3,6’lık bir yıllık büyüme hızı demektir. Türkiye’nin daha önceki hızlı büyüme dönemindekine (1960-1978) denk olan ve o dönemden sonra hiç yaşanmamış bir büyüme performansıdır.

2002 yılında Türkiye şiddetli bir mali bir krizden çıkıyordu, dolayısıyla 2002 yılını temel (baz) alan bir büyüme hesabında, gerçek büyüme ile krizden çıkışın etkisinin birbirine karıştırılması kaçınılmazdır. Üstelik son dönemde büyüme büyük cari açıklar ile yürütüldüğünden bir sürdürülebilirlik sorunu da vardır. Buradaki tartışmada bu sorunların üzerinde durmayacağım.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.