Bilen biliyor; Monopoly tüm dünyada popüler olan Amerikan icadı bir oyun. Emlak alımsatımıyla zenginleşme fikri etrafında gerçek hayatı simüle ediyor. Oyun tahtasında bir de “hapis” karesi var. Bu kareye düşen oyuncular, hapis yattıkları sürece oyun dışı kalıyor. Ben “hapis” karesinin eklenmesinin, ABD gibi hukukun üstünlüğü ve kural hakimiyetine dayalı olarak işleyen bir ekonomide, emlak piyasasında manipülasyon yapanların başına gelecekleri hatırlatan bir unsur olarak oyunun gerçekçiliğini artırdığını düşünüyorum. Ancak, “hapis”in bu ibret verici rolünün, oyunun popüler olduğu bütün ülkeler için geçerli olduğunu söyleyemem.

NÜFUSU ARTIP BÜYÜYEN KENTLERDE YARATILAN RANT bizim memlekete özgü değil. Büyüyen tüm kentlerde nüfus artışı, önceden yoğun yerleşim veya iş alanlarının kıyısında ya da dışında yer alan arazilerin bu yoğun yerleşim ya da iş alanlarına eklemlenmesi / dönüştürülmesi yönünde baskı yaratıyor. Bu da bu arazilerin değerini ya da arazi rantını artırıyor. Daha genel ve son yıllarda moda olan deyişle ifade etmek gerekirse, büyüyen kentlerin kimi semtlerinde gayrimenkuller çok “prim” yapıyor. Buraya kadar sorun yok. Nüfus artışının, başlangıçta yerleşim dışı amaçlar yahut düşük yoğunluklu yerleşim için ayrılan kentsel arazilerin zaman içinde değer kazanmasına yol açması dünyanın her tarafında gözlenen bir süreç. Bu süreçte emlak alım satımı yaparak zenginleşen insanlara da, dünyanın her tarafında rastlamak mümkün.

Yazının devamını okumak için buraya tıklayınız.