Bazı sanatçıların, çeşitli basın organlarında, Türk burjuvazisinin sanatı desteklemediğine ilişkin yakınmalarının haberleri yer aldı. Bazı sanatçılar Batı’da burjuvaların sanatı desteklediklerine ilişkin açıklamalarda bulundular. Burjuvalaşmanın koşullarından biri olarak “sanatı desteklemek” önemli bir kritermiş gibi durdu. Hatta bazı sanatçılar burjuvaların sanattan anlamadığını, ama gene de sanatı desteklediklerini dile getirdi. Sanatı desteklemenin nasıl olacağını şimdilik bir kenara koyalım. Zenginleşmenin ve ekonomikpolitik güç elde etmenin burjuvalaşmaya yetmediğine ilişkin imalar yer aldı. Bütün bu yorumlar, burjuva olmanın ekonomi ve politikayla değil de kültür ve boş zaman değerlendirmesiyle veya boş zaman tüketimiyle daha çok ilgili olduğu konusunu gündeme getirdi. Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk bir Alman gazetesinden bir gazeteciyle yaptığı röportajda “Burjuvazi beni sinirlendiriyor. Kibirleri, dar görüşlü bir şekilde bencillikleri ve kendi ülkesinin insanlarından nefret etmeleri beni öfkelendiriyor. Olağandışı Türk üst sınıf, askeri darbelerden ve de Kürtlere karşı yapılan kötü muameleden dolayı rahatsız olmuyor. Çoğunluğu oluşturan başörtülü kadınlara yukarıdan bakıyor. Bu da bana eskiden Güney Afrika’da beyazların siyahlara olan davranışını hatırlatıyor” biçiminde açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalarda Türk üst sınıfının darbelerden ve Kürtlere karşı yapılan kötü muameleden dolayı rahatsız olmaması durumunun analizini başka bir yazıya bırakırsak, burjuvazinin başörtülü kadınlara yukarıdan bakması, burjuvazinin kültürel boyutuyla ilgili bir açıklama olmaktadır. Orhan Pamuk bu açıklamasıyla Türk burjuvazisinin kültürel boyutuna ilişkin bir açıklama ve eleştiri getirmektedir. Bu yazı, Türk burjuvazisinin kültür ve sanat tüketimi ve üretimiyle ilgili bir yazı olacaktır.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.