İZMİR SAAT ÜÇ
Mavi parıldayarak kaydı geçti dubaların önünden,
Kara süründü ve büzüldü, taştan dışarı bakarak,
Beyaz bir fırtına olup esti gözlere.
Nalların altında ezilince saat üç
Ve karanlık ışık duvarını çalınca
uzandı şehir denizin kapısının ayaklarına
ve pırıldıyarak akbabanın keskin gözlerinde.

Tomas Tranströmer/Nobel 2011 Edebiyat Ödülü sahibi
İzmir, Küçük Asya Kapısıdır (aegaeum mare).
İzmir’in 2. yy’daki konumu

İZMİR’İN YAKIN GEÇMİŞİ

İzmir için 1836’dan Cumhuriyetin kuruluşuna dek olan süre “Sanayi Öncesi Kent Yapısına Dönüşüm Süreci” dir.
İzmir’de gerçek sinai karaktere sahip ilk fabrikalar 1923-1950 “Sanayi Kentine Geçiş Hazırlıkları Döneminde” ortaya çıkar. Şark Sanayi (1924), İzmir Pamuklu Mensucat (1932), Kula Mensucat (1933) ve İzmir yün Mensucat (1935) öne çıkanlardır. İzmir’de bir ekonomik hamle, 1950 sonrasında, Marshall yardımı etkisiyle görülür. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın İzmir, Aydın, Muğla Balıkesir ve Manisa’yı kapsayan Türkiye’nin “tek” bölge ve “ikinci” sanayi odası olarak Osman Kibar başkanlığında 1951’de kurulması, bu yardımların İzmir’e yönlendirilmesinde çok etkilidir. İzmir ve hinterlandı bu yatırımlarda siyasi rüzgarı arkasına alır. EBSO kuruluş kadrosunda bugün 3. kuşağına uzanan Bedri Akgerman, Şevket Filibeli, Yusuf Tanık, Mücahit Büktaş, Alp Türksoy gibi isimler vardır. Kurulan tesisler arasında Çimentaş, Taç Sanayi, DYO, Sümerbank, DYO, Betontaş, Metaş anlamlı örneklerdir. 1960’dan sonra yabancı sermayeli kuruluşların yatırımları yaşanır.İzmir’de sanayileşme hareketi Tanzimat’a dayanır. 1840’lardan sonra levantenlerce tekstil, pamuklu, deri, ipek, zeytinyağı, sabun ve madencilikte, yaklaşık 16 fabrika kurulur.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.