Atatürk ve Ekonomi

Siyaset rüzgârlarının sert estiği günlerden geçmekteyiz. ABD’de Başkanlığa Trump’ın seçildiği, Avrupa’da milliyetçi söyleme sahip partilerin iktidara geçme olasılığının arttığı bir dönemde, Türkiye’de 16 Nisan’da geleceğini oylamaya hazırlanıyor. Her ne kadar rejim değil, sistem değişiyor dense de, Anayasa’nın halk tarafından kabul edilmesi halinde,   ülkemizin özgürlük ve demokrasi alanlarında yitireceğimiz değerlerin artacağı, yeni zayıflıkların ortaya çıkacağı kesin.

Siyasetteki bu karmaşık ortam ekonomiye de yansımakta. Hazırlanan raporlara göre 2017 yılında da dünyada istikrarlı bir büyüme eğilimi yakalanamayacak. Türkiye’de bu trendin içinde, üstelik şimdi enflasyon oranı yeniden çift hanelere yükseldi ve Şubat ayı itibariyle %10,13 oldu. Türkiye’de enflasyon yükselirken, işsizlikte artıyor.   Daha önce ki bir editör yazısında  da belirttiğim gibi, stagflasyonun kıyısında dolaşmaya devam ediyoruz.

Bu sayıda, Atatürk Döneminde Ekonominin yapılanmasını öne çıkartıyoruz. Bunu iki nedenden dolayı yaptık. Ölümünün üzerinden nerede ise seksen yıl geçmesine rağmen Atatürk hala gündemde. Onca hücuma, yalana rağmen Türk halkının çoğu için vazgeçilmez bir insan. Onu anlatarak yapılan tartışmaların sığlığının en azından ekonomi alanında ortaya çıksın istedik. İkinci neden  ise yoksul, sermayesi olmayan, hatta yaşanan savaşlarla yeteri kadar işgücü bile olmayan bir Ülkenin nasıl ayağa kalktığını göstermektir. Bu kalkış sadece iktisadi değildir, aynı zamanda kültüreldir. Onu, ATATÜRK’ü anmak değil anlatmak istedik ki, O’nun istemi doğrultusunda O’nu aşalım.

Bu sayıda yine bir birinden ilginç yazılar okuyacaksınız. Aramıza yeni yazarlar katıldı. Katkı veren tüm akademisyenlere ve yazarlara teşekkür ediyoruz. İTD’nin artık Türkiye’nin her yerinde okuyucusu var.  En  çok  da   genç   öğrenci arkadaşların gösterdikleri ilgi bizi sevindiriyor, onlar sayesinde geleceğin daha özgür ve aydınlık olacağına ilişkin inancımız güçleniyor.

İTD tıpkı ATATÜRK’ün söylediği gibi “Bağımsız ve Özgür” yayıncılığa devam ediyor. Bunu siz okuyucularımız ve yazarlarımızla başarıyoruz. Başarımız başarınızdır.

Okuyarak ve sevgiyle kalın.

Ömer Faruk Çolak