Fatma Doğruel

GİRİŞ
İstanbul Türkiye’nin en önemli sanayi, ticaret, eğitim ve kültür kenti olduğu tartışmasız bir olgudur. Cumhuriyet öncesi dönemden başlayarak ve Cumhuriyet dönemi boyunca İstanbul, Ege Bölgesinde İzmir ve Akdeniz Bölgesinde Adana önemli ekonomi merkezleriydi; Ancak, zaman içinde bu kentlerin önemi kaybolmamakla birlikte yeni sanayi merkezlerinin ortaya çıkması ve bu geleneksel sanayi merkezlerinde sanayinin kısmen de olsa azaldığı gözlendi. İstanbul’a mekansal yakınlığına paralel olarak, geçmişte de önemli bir sanayi kenti olan Bursa büyüklük olarak Adana’nın önüne geçti. Bu değişimlerin arkasında iki temel güç vardır: Bunlardan birincisi, küresel ekonomideki gelişmeler ki bunun en önemli sonucu küresel sanayi üretiminde uluslararası şirketlerin hareketleri ile ortaya çıkan üretimdeki mekansal kaymalardır. Başta işgücü maliyetlerini düşürmek olmak üzere değişik maliyet ve pazar fırsatlarını değerlendirmek amacıyla firmaların fabrikalarını gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaydırması ve bu süreçte Doğu Asya ülkelerinin küresel üretime ev sahipliği yapmaktaki başarısı dikkat çekicidir. Türkiye’nin bu değişimden, özelleştirmeler dışında çok fazla doğrudan yabancı yatırım çekemediği için, sınırlı biçimde etkilendiği söylenebilir. İkincisi ise, ülke içi politikaların etkisidir. Ülke içi politikalar, bir bölgeyi ya da kenti doğrudan etkileyen bölgesel politikaların yanı sıra dolaylı biçimde etkileyen makro ve sanayi stratejisi değişimi gibi uzun dönemli politikaları kapsar.

Bu yazı, İstanbul’daki imalat sanayisindeki mekansal ve niteliksel değişmeyi tartışmayı hedefledi. Bunu yaparken küresel ekonomideki etkilerden çok ülke içi politikalara odaklanıldı. Ülke içi politikalarda iki farklı politika aracından söz edilebilir. Birincisi spesifik hedefleri olan politikalardır: İstanbul’un sanayiden arındırılması ve 2000 sonrasında küreselleşmenin derinleştiği dönemde kentin finans merkezi haline getirilmesi hedeflerini içeren politikalar bu tip politikalar içinde öne çıkanlardır. İkincisi ise, sanayi kümelenmelerinin oluşumunu ve güçlenmesini ya da zayıflamasını etkileyen, pozitif ya da negatif dışsallıklar yaratan politikalardır. Bu politikaların araçları yeni ekonomik coğrafya teorisine dayanmaktadır.

Çalışmanın bir sonraki bölümünde İstanbul’daki imalat sanayinin mekansal kaymasını açıklamamıza yardımcı olacak teorik çerçeve kısaca açıklandı. Teorik çerçeveyi izleyen bölümde İstanbul’daki imalat sanayinin değişimi ağırlıklı olarak 2000 sonrası döneme odaklanılarak incelendi. Sonuç bölümünde ise İstanbul’da mekansal kayma ve sanayinin niteliği ile ilgili bulguların genel bir değerlendirmesine yer verildi.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.