Gözlemler, “ulusal gelirin”1 büyüme hızı ile kendi refahlarındaki değişme arasında bir ilişki olmadığını düşünen pek çok insanın, daha kibar biçimde olsa da, başlıktaki ifadeyi paylaştığı yönünde. Üstelik bu insanların önemli bir kısmı yanılmıyorlar da. Ulusal gelir arttığı (buna kısaca iktisadi büyüme diyoruz) halde kişilerin refahı düşebiliyor. Buna da en az iktisatçılar şaşar. Çünkü GSYH ile ölçülen ulusal gelir bir refah göstergesi değildir.2 GSYH, bir ekonomide, belli bir dönemde üretilen tüm sonul mal ve hizmetlerin piyasa değerinin ne olduğunu gösteren bir kavram. İktisatta, ulusal gelirdeki (pratikte GSYH’daki) değişmenin toplumun refahındaki değişmeyi göstermeyeceğini biliniyor. Buna rağmen, bu bağıntının varlığına dayanan çıkarımlara, özellikle basında, çok rastlıyoruz.3 Bunun bir önemli nedeni ise GSYH tahminlerinin uzunca süredir yapılıp kamu oyuna sunulmasına karşılık “toplumsal refah” ve benzeri kavramları ölçmeye yönelik çalışmaların görece yeni olması. Toplumsal refah kuramsal temellerinin çok daha karmaşık ve anlaşılması güç olması da buna eklenebilir. Ancak, GSYH kavramının da, ne anlama geldiği pek bilinmeden kullanılmasındaki yaygınlığı da yabana atmamak gerekir. Bütün bunlara rağmen, dünya basınında her gün çok sayıda GSYH ilgili haber, yorum ve yazı çıkıyor: “GSYH arttı/ beklendiği kadar artmadı/düştü/ filan ülkede daha hızlı arttı” gibi…

Devamını okumak için buraya tıklayınız.