Bugün günlerden 1 Kasım 2013. Bana, bugün yapmam gereken tüm işleri bir kenara bırakıp bu yazıyı kaleme aldıran, dün katıldığım etkin yönetim konulu panelde dinlediğim denizkızının hikayesi ve TBMM Genel Kurulu’nda güzel kadın Şafak Pavey’in kibirden küfelik olmuşlara hitaben yaptığı cesur konuşmadır.

Dünkü panelle başlamak isterim. Panelde, son zamanlarda yönetim denince merkezi, hiyerarşik, duvarlı sistemlerdense yatay ilişkili ve bağlantı ağlarından oluşan, geçirgen sistemlerin akla geldiğinden yoğunlukla söz edildi. Etkin yönetimin başlıca güç kaynağının ise inovasyona zemin hazırlayan “dahil edici ve çeşitlilik taraftarı zihniyet” olduğu vurgulandı. Bir ara, burada da paylaşmak istediğim güzel bir hikaye anlatıldı. Hikaye, Robert Fulghum tarafından yazılmış ve kısaca şöyle:

Yazar, seksen kadar 7-10 yaş arasında çocuğa bir süreliğine göz kulak olmak zorundadır. Çocuklara “Taş, Kağıt, Makas” oyununun büyük ölçeklisi olan “Cüceler, Devler ve Sihirbazlar” oyununu oynatmaya karar verir. Oyunun kurallarını çocuklara açıklar ve sonra yüksek sesle seslenir:

“Şimdi cüce mi, dev mi, sihirbaz mı olacağınıza karar verin ve yerlerinize geçin!”

Çocukların neredeyse tamamı gruplar halinde bir araya gelip kah coşkuyla kah fısıltıyla ne olacaklarına karar veredursunlar, yedi yaşında bir kız çocuğu yazarın paçasını çekiştirir ve sorar:

“Denizkızları nerede durabilir?”

Devamını okumak için buraya tıklayınız.