Cinsiyetin ekonomik kararları ve bireylerin ekonomik durumlarını etkileyen önemli bir faktör olduğu bilinen bir gerçektir. İşyerlerine bakıldığında, üst düzey pozisyonlarda kadın ve erkek dağılımının eşit olmadığı görülmekte; buna benzer şekilde, eğitim hayatı içinde belli tip akademik programları (örneğin fen bilimleri) ve buna bağlı olarak belli tip meslekleri kız öğrencilerin erkeklerden daha az seçtiği gözlenmektedir. Liderlik pozisyonlarında da kadınlar daha az yer almaktadırlar: örneğin Türkiye’de öğretmenliğin kadınların oldukça fazla yer aldığı bir meslek olmasına rağmen okul müdürlerinin çok az bir bölümü kadındır. Ayrıca, çalışma ekonomisi uzmanları, erkeklerin aynı işlerde kadınlardan daha fazla kazandıkları önemli bir cinsiyet maaş farkını belgelemişlerdir. Kadınların işyerlerinde yüksek kariyer pozisyonlarına ulaşmalarındaki zorluğu betimlemek için “cam tavan” benzetmesi sıklıkla kullanılmaktadır. Gözlemlenen bu cinsiyet farklarına şimdiye kadar değişik açıklamalar getirilmiştir—kadınlar ve erkekler arasında eğitim farklılıklarından ya da başka sebeplerden kaynaklanan beşeri sermaye farklılıkları, kadınların kariyer-aile dengesinde erkeklerden farklı tercihleri, kadınların yetenekleri ve belli işlere uygunlukları hakkında yerleşmiş önyargılar ve buna bağlı olarak kadınlara karşı cinsiyet ayrımcılığı bu açıklamalardan bazılarıdır. Fakat son yıllarda, ekonomistler bu farklılıkların cinsiyetler arasındaki bazı ekonomik/psikolojik tercih ve yaklaşım farklılıklarından da kaynaklanabileceği üzerinde durmaya başlamışlardır. Kendi-seçim (self-selection) ilkesi üzerine kurulu bu açıklamalar, ekonomik tercih farklılıklarına bağlı olarak bazı meslek, kariyer süreçleri ve çalışma ortamlarının kadınlara, bazılarının ise erkeklere çekici gelmesine dayalıdır. Bu yazıda, kadınlar ve erkekler arasında çalışma piyasalarında gözlemlenen farkların ardında bulunabilecek, rekabet ve liderlik konularındaki yaklaşım farklarını ölçmek ve bunların nedenlerini anlamak için yaptığımız çalışmalardan bahsedeceğim. Genel olarak cinsiyet farklılıklarının ortaya çıktığı ekonomik koşulların belirlenmesi, bu farkılıkların neden kaynaklandığının ve azaltılmasında ne tür politikaların etkili olabileceğinin araştırılması ekonomi literatüründe son yıllarda önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu konuda özellikle son yirmi-otuz yılda iktisadi metodolojide oldukça önemli bir yer tutmaya başlayan laboratuvar ve saha deneylerini kullanan araştırmalar başı çekmektedir.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.