Son yıllarda hem iktisadi hayata hem de iktisadi literatüre damgasını vuran Küresel Büyük Durgunluk, alışageldiğimiz para politikası yaklaşımının sorgulanmasını sağladı. Köklü merkez bankacılığı geleneğine ve rasyonel beklentilerin oluşmasını destekleyen derinlikli piyasalara sahip ülkelerde bu tartışma, literatürü zenginleştirici yönde ilerledi. Özellikle 2011 sonrasında, Türkiye de bu tartışmalar içerisinde yeralmaya çalıştı. Ancak tartışmaların bizde çok verimli ilerlediğini söylemek ne yazık ki pek mümkün olmadı.

Kurallı para politikasının Türkiye için hâlâ yeni olması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde tartışmanın şeffaf yürütülmemesi ve sınırlı bir grup tarafından domine edilmesi, enflasyon hedeflemesindeki başarısızlığın beklentileri zayıflatması ve tabi ki Türkiye ekonomisinin devam eden kırılganlıklarının göz ardı edilmesi, tartışmaların verimli olmasını engelledi.

2015’in ilk aylarında yaşanan gelişmeler, faiz konusundaki tartışmalar rasyonelliğin sınırlarını aştığı takdirde, bu tartışmaların yarardan çok zarar getirebileceğini gösterdi. Bu çalışmada, TCMB’nin kısa vadeli faiz kararlarının orta-uzun vadeli faizleri şekillendirme gücü tartışmaya açılacaktır.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.