BU AYKİ YAZIMDA deneysel ve davranışsal iktisatçıların hoşlandığı bir konu olan sosyal normlar ile piyasa normları ayrımına dair bir şeyler söyleyeceğim. Bu konuda geçen aydan verilmiş bir sözüm var. Çok ilginç ve neşeli örnekleri olan bir konu bu. Bireysel davranışlarımız o sırada bulunduğumuz ortam/bağlamda hangi normların baskın olduğuna bağlı olarak biçimleniyor. Dostlarımız ya da yakınlarımızla ilişkilerimiz ya da gönüllülük bağlamında, maddi çıkar ya da nakit ödeme beklentisi olmaksızın yaptığımız faaliyetlerimiz osyal normlara tabi. Arkadaşlarımızla gittiğimiz bir sinemada biletleri ısmarlamamızın; komşularımıza apartman yöneticisi olarak veya çocuğumuzun okuluna okul-aile birliği üyesi olarak (karşılığında para almaksızın) hizmet etmek için harcadığımız zamanın, yahut öğrencilerimizi başvuracakları pozisyonlar için tavsiye etmek üzere maddi bir karşılık beklemeksizin yazacağımız mektuplara sarf ettiğimiz emeğin arkasında hep sosyal normlar var. Bunları yapmamız karşılığında bir ödeme yapılmasını istemiyor ve beklemiyoruz. Kimi zaman bu hizmet ya da jestlerimize duyduğu minnettarlığı ifade etmek isteyen kişilerden gelen manevi değeri olabilecek çiçek vs. hediyeler kabul edilebilir olsa da, buradaki ana prensip bu işlerde maddi çıkar ve karşılık beklentisi olmaması. Ancak zaman içinde davranışlarımızı kendilerine göre ayarladığımız normların değişmesi de mümkün. Sosyal normlara tabi olan kimi davranışlar, zaman geçtikçe her şeyin parasal ya da maddi anlamda iyi tanımlı bir karşılığının olduğu piyasa normlarına uygun hale gelebiliyor. Hatta aşağıda da değineceğim gibi, kimi bağlamlarda baskın olması istenen normları aktif müdahale yoluyla (mesela fiyatı olmayan kimi şeyleri fiyatlamak suretiyle) belirlemek de mümkün.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.

İktisat ve Toplum Dergisi – Sayı 6 – Nisan 2011 – Dergi İçeriği