GEÇEN AY BAŞINDA GÜNDEME GELEN NÜFUS ARTIŞ TEŞVİKLERİ demografi eksenli tartışmaları hızlandırdı. İçinde bol bol genç (ve tabii ki “dinamik”!) nüfus-yaşlı nüfus lafı geçen yazılar yazıldı; demeçler verilip, tartışmalar yapıldı. Böyle bir gündem olunca, beni arayan da çok oldu. Konuyla ilgili, “Ahkâm Keseri”ni düzenli olarak okuyan İktisat ve Toplum dergisi okurlarının zaten aşina olduğu görüşlerimi yerli ve yabancı basın ile de paylaştım.1 Medyadaki hareketlilik çocuk sayısına ilişkin telkin ve teşviklere ihtiyaç olup olmadığı sorusuna dikkat çekti. Ancak kamuoyunun da alternatif cevaplar etrafında tartışmaya katılmasına en fazla katkı yapan program Ahmet Hakan’ın 4 Şubat akşamı CNN Türk’te yayınlanan “Tarafsız Bölge”si oldu. Programın yayınlanmasından sonra, konu sosyal medyada da geniş yer buldu. Ayrıca çeşitli yazarlar, programda söylenenleri köşelerine taşıdılar. Ahmet Hakan’ın kendisi de daha sonra Hürriyet Pazar’daki köşesinde, programda anlatmaya çalıştığım görüşlerimi çok iyi özetleyen bir yazı yazarak (http://bit.ly/Yi4PEE), özellikle sosyal medyadaki tartışmayı iyice hararetlendirdi. İzleyenler biliyordur; “Tarafsız Bölge” programı format itibarıyla, her bölümde ele alınan konuya dair karşıt iki görüşün, bir uzlaştırıcı (Ahmet Hakan) gözetiminde tartışılmasına dayanıyor. Benim katıldığım bölümdeki tartışma, Türkiye’de çiftlerin en az 3 çocuk sahibi olması yönündeki telkin ve teşviklerin gerekli ve yerinde olup olmadığı üzerineydi. Bunları doğru ve yerinde bulan iki meslektaşın (oldukça gayri-sistematik biçimde) sundukları argümanlar arasından dört tane somut gerekçeyi ayrıştırabildim.2 Bu gerekçeler temelde doğurganlık oranı ve nüfus artış hızındaki düşüşlerin 1) işgücü arzı, 2) iç talep büyüklüğü, 3) yaşlanan nüfusa bağlı olarak artacak kamu harcamaları ve 4) dağıtım esasına göre çalışan emeklilik sisteminin gelir-gider dengeleri üzerinde gelecekte gözlenecek etkilerine dayalı.

Devamını okumak için buraya tıklayınız.